Acıbadem’deki Köşk

Acıbadem’deki Köşk (Ahmet Hamdi Tanpınar) Acıbadem’deki annemin dayısı Sani Bey’e ait olan köşkün hayatımda çok büyük etkisi, karakterimin oluşmasına katkısı vardır. Karı koca, birbirleriyle gayet uyumlu bir halde yaşıyorlar­dı. Gerçi çocukluğumun ilk yıllarında, bu eve her gelişimde içimde bir ürperti taşırdım. Evdeki süsler, aynalar, beni tedirgin ederdi. Yalnız, bahçede bulunan atın yanına indiğimde bütün bu… Okumaya devam et Acıbadem’deki Köşk

Mumcunun Faresi

Mumcunun Faresi (Sadri Ertem) Mumcu Sabih Efendi atadan gördüğü mesleği dükkânında devam ettiriyordu. Akşam olunca her zamanki gibi dükkânını kapayıp evine doğru yollandı. Dedesi mum kralı idi. Babası kendisinden daha zengindi. Sabih Efendi ise şimdi fakir. Çünkü elektrik, havagazı, petrol kullanımı arttıkça Sabih Efendi’nin mum satışları azaldıkça azal­dı. Sabih Efendi dükkândan çıktıktan sonra farelerin dükkânda­ki… Okumaya devam et Mumcunun Faresi

On Dört Yaşında Bir Adam

On Dört Yaşında Bir Adam (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Sabahleyin çıktığımız köyden, yedi saatte kasabaya varaca­ğımızı söylemişlerdi. Hangi yedi saat? Yol diye bir şey yok. Ara­bamız gâh tarlaların içinden, gâh bir çoban patikasından, gâh bir çakıl deryası içinden izi belli olmayan bir yolda gitmeye çalışıyor. Arabacıya kızıyorum; ancak o ne yapsın? Keşke buraları çok iyi bilen… Okumaya devam et On Dört Yaşında Bir Adam

Gamsızın Ölümü

Gamsızın Ölümü (Reşat Nuri Güntekin) Gamsız, okulumuzda herkesin sevdiği bir sokak köpeği idi. Nedense, ne öğretmenlerimiz ne de okul görevlileri Gamsız’a ses­lerini çıkarmaz, bilakis öğrencilerin onunla oynamalarını zevkle seyrederlerdi. Belki de bunun en büyük sebebi Gamsız’m dört tane yavrusunun ölümünden sonra birdenbire çökmüş görüntüsünün insanlar üzerinde yaratmış olduğu acıma duygusu idi. O gün, okulun bayram… Okumaya devam et Gamsızın Ölümü

Eskici

Eskici (Refik Halit Karay) Anası ve babası ölmüş bulunan Hasan, komşu ve akrabaları­nın yardımıyla, bindiği vapurla Filistin’deki halasının yanına gidiyordu… Halası onu “Ya habibî, ya aynî” diyerek sarılıp öptü. Tuhaf bir kokusu, İçine gömülü veren yumuşak bir göğsü vardı. Hasan hep suskundu. Haftalarca hiç konuşmadı. Bir gün ha­lası, yoldan geçmekte olan bir eskiciyi çağırdı. Evin… Okumaya devam et Eskici

Gülen Ada

Gülen Ada (Halikarnas Balıkçısı) Deli Davut küçük kayık sahibi bir balıkçı idi. Denize sevda­lıydı. Hele hele Arşipel’deki adalara olan sevgisi bambaşkaydı. Sabah erkenden kalkar, kayığına biner, çok sevdiği adalara doğru kürek çekerdi. Bu adalar içinde en çok sevdiğinin ismi ise nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan Gülen Ada idi. Bu adanın altı denizaltı mağaraları ve… Okumaya devam et Gülen Ada

And

And (Ömer Seyfettin) Gönen’de doğdum. Yirmi yıldan beri görmediğim bu kasaba artık birçok yerleri unutulan, uzak eski bir rüya gibi oldu. Sadece evimizi ve okulumu göz önüne getirebilirim. Büyük bir bahçe… Ortasında bembeyaz bir ev… Hizmetçi­miz Abil Abla’nın her gece anlattığı hikayelerdeki, çoğu geceler rüyalarıma giren korkunç ayı… Nasıl sokaklardan, kiminle giderdim, bilmiyorum. Okul bir… Okumaya devam et And

Gül Hanımın Annesi

Gül Hanımın Annesi (Memduh Şevket Esendal) Beş altı yaşlarında, ince, pek sevimli, yaramaz bir kızcağız. Birkaç gündür anne ve babası ile Ankara’nın bir otelinde kalıyor­lar. Sürekli oteli dolaşıyor. Kendisini sevmek isteyen olursa uzak­laşıyor, konuşmak isteyene yaklaşıyor. İstanbul’dan gelmişler. Sürekli, geldiği çevreyi bütün ayrıntılarıyla, sanki onun tanıdıkla­rını herkes tanıyormuş gibi anlatıyor. Her fırsatta odasına çıkıp oyuncak… Okumaya devam et Gül Hanımın Annesi

Kar Yağarken

Kar Yağarken (Halİd Ziya Uşaklıgil) Yaşı on iki gibi; ancak daha küçük gösteriyor. O kendisini bildi bileli sokaktan başka bir yer hatırlamıyor. Bütün sokaklar onundur. Anası, babası hiç olmamış gibidir. Bütün Eyüp onu tanır. “Sermet!” diye seslendiklerinde dönüp bakmaz, “Sertnet Bey!” diye çağrılmayı beklerdi. Bir gün Eyüp’ten ayrılmaya karar verdi. Bütün dostları ile vedalaştı.”Nereye gidiyorsun?”… Okumaya devam et Kar Yağarken

Menekşe Kalfanın Müdafası

Menekşe Kalfa’nın Müdafaası (Hüseyin Rahmi Gürpınar) Arap Menekşe Kadın, on dört yıl önce evimizde aşçı idi. Bir gün hışımla büromdan içeri girerek, İkdam Gazetesi sohbet yaza­rının son makalesinde yazmış olduğu: “Söyleyin bana bakayım, şu Menekşe Kalfa’nın medeniyetle bağıntısı nedir? Dünyanın ilerlemesine patlıcan kızartmaktan başka kaç paralık hizmet etmiştir?” yazıyı okuyunca, soluğu bizim evde almıştı. “Al… Okumaya devam et Menekşe Kalfanın Müdafası