Süslen Berberi

Süslen Berberi (Ümran Nazif Yiğiter) Dükkânımız tramvay caddesine bakardı. Oraya bir kış günü dayım tarafından getirilip bırakıldığımı hatırlıyorum. Dışarıda, her türlü insan kenarlara yığılmış karlara bata çıka gidip geliyor­lardı. Ben bir yabancı gibi ayakta dikeliyordum. Ustanın “Haydi hayırlısı” demesiyle, elini öpüp işe başladım. İçerisinde yıllar geçirdiğim dükkânımıza böyle girmiştim. Her gün büyük bir zevkle, rengârenk… Okumaya devam et Süslen Berberi

Harika Çocuk

Harika Çocuk (Orhan Kemal) Bir arkadaşıma bakıyordum, yerinde yoktu. Tam dönüyor­dum ki, peynir ekmekle domates yiyen, kirli kıvır kıvır saçlı, onu gördüm. “Matbaacıyı aradıysanız, kâğıt kesmeye gitti, gelecek.” deyip hemen yanındaki boş sandığı oturmam için uzattı. Oturdum. Ekmeğini bölerek uzattı, aç değilim dedim. Sohbeti koyulaştırdık. Torna tesviye işinde çalışıyormuş. Annesi öldüğü için dörtten Ötesini okuyamamış.… Okumaya devam et Harika Çocuk

Neveser

Neveser (Zİya Osman Saba) Aklımda öyle kaldığı için, şimdi ona Neveser diyorum. Ara­dan yıllar geçti. Ona ilk bindiğimde, ayaklarımın yere değmediğini hatırlıyorum. O şimdiki vapurlar gibi, iskelelere ateş alırcasına yanaşıp kalkmıyor, kimseyi koşturmuyor, kimseye vapur kaçırtmıyordu. O şimdiki gibi zil sesiyle değil, iskele memurunun düdüğünü öttürmesi, çımacının halatını çıkarıp yol vermesi ile yavaş yavaş Moda’ya… Okumaya devam et Neveser

Son Kuşlar

Son Kuşlar (Sait Faik Abasıyanık) Adalarda kış kendini göstermeye başladı. Herkes, kış için hazırlıklar yapıyor. Ben tembelliğim, hep kaçanı kovalayan hu­yumla, yazın peşindeyimdir… Şimdi bu kır kahvesinde bunun için bulunuyorum. Durmadan uçak sesleri geliyor. Vaktiyle bu Ada’ya bu zamanda kuşlar uğrardı. İki yıldır gelmiyorlar. Belki de, ellerinde ökselerle kuşları avlayanlar yüzünden, gelmekten vazgeçtiler. Komşumuz Konstantin… Okumaya devam et Son Kuşlar

Acıbadem’deki Köşk

Acıbadem’deki Köşk (Ahmet Hamdi Tanpınar) Acıbadem’deki annemin dayısı Sani Bey’e ait olan köşkün hayatımda çok büyük etkisi, karakterimin oluşmasına katkısı vardır. Karı koca, birbirleriyle gayet uyumlu bir halde yaşıyorlar­dı. Gerçi çocukluğumun ilk yıllarında, bu eve her gelişimde içimde bir ürperti taşırdım. Evdeki süsler, aynalar, beni tedirgin ederdi. Yalnız, bahçede bulunan atın yanına indiğimde bütün bu… Okumaya devam et Acıbadem’deki Köşk

Mumcunun Faresi

Mumcunun Faresi (Sadri Ertem) Mumcu Sabih Efendi atadan gördüğü mesleği dükkânında devam ettiriyordu. Akşam olunca her zamanki gibi dükkânını kapayıp evine doğru yollandı. Dedesi mum kralı idi. Babası kendisinden daha zengindi. Sabih Efendi ise şimdi fakir. Çünkü elektrik, havagazı, petrol kullanımı arttıkça Sabih Efendi’nin mum satışları azaldıkça azal­dı. Sabih Efendi dükkândan çıktıktan sonra farelerin dükkânda­ki… Okumaya devam et Mumcunun Faresi

On Dört Yaşında Bir Adam

On Dört Yaşında Bir Adam (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Sabahleyin çıktığımız köyden, yedi saatte kasabaya varaca­ğımızı söylemişlerdi. Hangi yedi saat? Yol diye bir şey yok. Ara­bamız gâh tarlaların içinden, gâh bir çoban patikasından, gâh bir çakıl deryası içinden izi belli olmayan bir yolda gitmeye çalışıyor. Arabacıya kızıyorum; ancak o ne yapsın? Keşke buraları çok iyi bilen… Okumaya devam et On Dört Yaşında Bir Adam

Gamsızın Ölümü

Gamsızın Ölümü (Reşat Nuri Güntekin) Gamsız, okulumuzda herkesin sevdiği bir sokak köpeği idi. Nedense, ne öğretmenlerimiz ne de okul görevlileri Gamsız’a ses­lerini çıkarmaz, bilakis öğrencilerin onunla oynamalarını zevkle seyrederlerdi. Belki de bunun en büyük sebebi Gamsız’m dört tane yavrusunun ölümünden sonra birdenbire çökmüş görüntüsünün insanlar üzerinde yaratmış olduğu acıma duygusu idi. O gün, okulun bayram… Okumaya devam et Gamsızın Ölümü

Eskici

Eskici (Refik Halit Karay) Anası ve babası ölmüş bulunan Hasan, komşu ve akrabaları­nın yardımıyla, bindiği vapurla Filistin’deki halasının yanına gidiyordu… Halası onu “Ya habibî, ya aynî” diyerek sarılıp öptü. Tuhaf bir kokusu, İçine gömülü veren yumuşak bir göğsü vardı. Hasan hep suskundu. Haftalarca hiç konuşmadı. Bir gün ha­lası, yoldan geçmekte olan bir eskiciyi çağırdı. Evin… Okumaya devam et Eskici

Gülen Ada

Gülen Ada (Halikarnas Balıkçısı) Deli Davut küçük kayık sahibi bir balıkçı idi. Denize sevda­lıydı. Hele hele Arşipel’deki adalara olan sevgisi bambaşkaydı. Sabah erkenden kalkar, kayığına biner, çok sevdiği adalara doğru kürek çekerdi. Bu adalar içinde en çok sevdiğinin ismi ise nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan Gülen Ada idi. Bu adanın altı denizaltı mağaraları ve… Okumaya devam et Gülen Ada