Jeton düşmemek (takılmak) : Söylenenleri, olup bitenleri anlayamamak. Jeton geç düşmek : Söz konusu şeyi geç anlamak. Jeton takılmak : bk. Jeton düşmemek. Diğer Harfler A, B, Ç-C, D, E, F, G, H, I-İ, J, K, L, M, N, O-Ö, P, R, S-Ş, T, U-Ü, V, Y, Z
Kategori: Sözlükler
K Sözlüğü (Deyim)
Kabahat bulmak (birine) (bir şeye): -1. O kimsede suç, kusur aramak. -2. Bir şeyde eksik bir yan, kusur aramak. Kabahat İşlemek: Kabahat sayılacak bir davranışta bulunmak. Kabahati (birine) yüklemek : Suçu başkasının üzerine atmak, ona iftira etmek Kabak başına patlamak: Pekçok kişiyi İlgilendiren bir olaydan dolayı yalnızca bir kişi zarar (ceza) görmek. Kabak çiçeği gibi… Okumaya devam et K Sözlüğü (Deyim)
L Sözlüğü (Deyim)
Lades tutuşmak: İki kişi tavuğun lades kemiğini birer ucundan tutup kırarak lades oyununa başlamak Lafa boğmak (birim): Onun konuşmasına, tek bir sözcük bile söylemesine fırsat vermemek. Laf açmak : Söz etmek, konuşmak; söz açmak. Laf altında kalmamak: Kendisine söylenilen alaylı, kına sözlere gereken karşılığı vermek. Laf anlamamak : Anlayışsız, dik kafalı, inatçı olmak; söz anlamamak.… Okumaya devam et L Sözlüğü (Deyim)
M Sözlüğü (Deyim)
Mandalyonun ters (ötesi) yüzü : İşin ayrıca düşünülmesi gereken olumsuz yönü. Madara etmek (birini) : Yalanını, yanlışını ortaya çıkarıp onu kötü duruma düşürmek, mahcup etmek. Madara olmak : Kötü duruma düşmek, yanlışı ortaya çıkıp mahcup olmak. Madik atmak (etmek, oynamak) (birine) : Aldatıp zarara uğramasına yol açmak; kazık atmak. Mahal kalmamak (bir şeye) : Gerek… Okumaya devam et M Sözlüğü (Deyim)
N Sözlüğü (Deyim)
Nabzı durmak: Ölmek. Nabzına göre şerbet vermek : Birinin hoşuna gidecek, gururunu okşayacak davranışlarda bulunmak. Nabzını yoklamak : Bir kimsenin eğilimini ve ereğini anlamaya çalışmak. Nafile yere: Boş yere, boşu boşuna; yok yere. Nağme yapmak : -1, Bildiği bir şeyi bilmez gibi görünmek. -2. Birini güzel sözlerle aldatmaya çalışmak. Nah kafa : “Akılsız, kafa kafa… Okumaya devam et N Sözlüğü (Deyim)
O-Ö Sözlüğü (Deyim)
O bu : Herkes, öteki beriki (Kars. El İtern.) Ocağına düşmek : Bir kimseye korunması için sığınmak ya da ondan yardım istemek. Ocağına incir dikmek, (ocağına darı akmak, ocağını söndürmek): Bir insana büyük kötülüklerde bulunmak, evini barkını, soluğunu çocuğunu yok etmek, darmadağın etmek. Ocağını söndürmek : Evinin, ailesinin dağılmasına yol açmak. Odsuz ocaksız: Çok yoksul,… Okumaya devam et O-Ö Sözlüğü (Deyim)
P Sözlüğü (Deyim)
Pandomim kopmak ; Kavga «^kmak, tartışma olmak Paniğe kapılmak: Meydana gelen dairden ötürü ansızın telaşlanmak, aşırı biçimde etkilenmek, korkmak Paniğe vermek (ortalığı): Çok korkutmak, dehşete düşürmek. Papara yemek: Azar işitmek, paylanmak. papaza kızıp perhiz (oruç) bozmak (yemek) : Başkalarına kızıp kendisine yarar getirmeyecek davranışta bulunmak. Para babası: Çok zengin kimse. Para bozmak: Bütün parayı ufak… Okumaya devam et P Sözlüğü (Deyim)
R Sözlüğü (Deyim)
Rafa kaldırmak (koymak) (bir şayi) : Bir işle artık uğraşmaz olmak, bir kenara itmek Rahat (kıçına) batmak (rahatlık batmak): Sahip olduğu iyi olanakların becerini bilmemek. Rahat döşeği: Ölünün yıkanıncaya kadar yatırıldığı, genellikle yere serilen yatak. Rahat döşeğinde ölmek: Evinden ya da evine yakın bir yerde Ölmek ve rahat döşeğinde yatmak. Rahatına kaçmak : Tedirgin olmak,… Okumaya devam et R Sözlüğü (Deyim)
S-Ş Sözlüğü (Deyim)
S Saati saatine : Tam zamanında, na onca, ne sonra. Saati saatine uymamak : Durumu, tavırları sık sık değişmek bir öyle böyle olmak; bir saati bir saatine uymamak. Saat tutmak : Bir işe başlama saatini aynntyîa saptamak ve bitinceye kadar geçecek zamanı belirlemek için sürekti olarak ya da sık ak saatine bakmak. Sabaha çıkmamak: Hasta… Okumaya devam et S-Ş Sözlüğü (Deyim)
T Sözlüğü (Deyim)
Tabakhaneye bok mu götürûyorsun? : ‘Niçin bu. kadar acele ediyorsun? İşin çok mu acele, çok mu önemli?” anlamında, alay yollu söylenir. Tabana kuvvet: “Söz konusu yere yayan gitmekten başka çare yok.” anlamında,” Tabana kuvvet koşmak : Çok hızlı koşmak. Tabanı yanmış gibi dolaşmak : Sürekli olarak oradan oraya gedmek Tabanları yağlamak : -1. (Alay yollu)… Okumaya devam et T Sözlüğü (Deyim)