F Sözlüğü (Deyim)

Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak; tongaya basmak. Fal açmak (fala bakmak) : Suya bakarak, kitap, iskambil kâğıdı aça­rak gelecekten haber vermek. Falakaya çekmek (yatırmak) (birini): Ayaklarını falakaya bağlayarak tabanlarını kalın bir sopa ile dövmek. Fareler cirit atmak (oynamak) (bir yerde) : O yerde hiç kimse bulun­mamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak. Fark atmak: -1. Fazla… Okumaya devam et F Sözlüğü (Deyim)

G Sözlüğü (Deyim)

Gafil avlamak (birini): Onu habersiz ve hazırlıksız olduğu bir sırada bastırmak, güç duruma düşürmek. Gaf yapmak: Farkında olmadan yersiz bir davranışta bulunmak ya da bir kimseyi incitecek söz söylemek (Kars. Baltayı taşa vurmak, çam devirmek, pot kırmak.) Gaipten haber vermek : Gelecekte neler olacağını söylemek, bilinme­yen âlemden haber vermek Galebe çalmak: Üstünlük sağlamak, yenmek Galeyana… Okumaya devam et G Sözlüğü (Deyim)

H Sözlüğü (Deyim)

Ha babam (ha): -1. Durmadan, sürekli olarak. -2. “Hadi göreyim se­ni.” anlamında yüreklendirme sözü. Habbeyi kubbe yapmak: Pek önemi olmayan bir şeyi abartmak, önemliymiş gibi göstermek. (Kars. Pireyi deve yapmak.) Haber almak (birinden) : Birinden bir haber, bilgi öğrenmek, kendisi­ne haber iletilmek. Haber atlamak: Bir haberi zamanında alıp yayımlayamamak. Haber çıkmamak : Beklenen haber gelmemek,… Okumaya devam et H Sözlüğü (Deyim)

I – İ Sözlüğü (Deyim)

I Ikınıp sıkınmak : Bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak. Irz düşmanı: Başkalarının namusuna göz diken ve isteğini yasa ve ahlakdışı yollarla sağlamaktan çekinmeyen kimse. Irz ehi: Namuslu (kimse). Irzına geçmek (ırzını bozmak) : -1. Zor kullanarak bir kimseyle cinsel ilişkide bulunrriak. -2. Bir şeyi bozmak, yozlaştırmak. Isıtıp ısıtıp Önüne koymak (bir şeyi) :… Okumaya devam et I – İ Sözlüğü (Deyim)

J Sözlüğü (Deyim)

Jeton düşmemek (takılmak) : Söylenenleri, olup bitenleri anlayama­mak. Jeton geç düşmek : Söz konusu şeyi geç anlamak. Jeton takılmak : bk. Jeton düşmemek. Diğer Harfler A, B, Ç-C, D, E, F, G, H, I-İ, J, K, L, M, N, O-Ö, P, R, S-Ş, T, U-Ü, V, Y, Z

K Sözlüğü (Deyim)

Kabahat bulmak (birine) (bir şeye): -1. O kimsede suç, kusur ara­mak. -2. Bir şeyde eksik bir yan, kusur aramak. Kabahat İşlemek: Kabahat sayılacak bir davranışta bulunmak. Kabahati (birine) yüklemek : Suçu başkasının üzerine atmak, ona ifti­ra etmek Kabak başına patlamak: Pekçok kişiyi İlgilendiren bir olaydan dolayı yalnızca bir kişi zarar (ceza) görmek. Kabak çiçeği gibi… Okumaya devam et K Sözlüğü (Deyim)

L Sözlüğü (Deyim)

Lades tutuşmak: İki kişi tavuğun lades kemiğini birer ucundan tutup kırarak lades oyununa başlamak Lafa boğmak (birim): Onun konuşmasına, tek bir sözcük bile söyle­mesine fırsat vermemek. Laf açmak : Söz etmek, konuşmak; söz açmak. Laf altında kalmamak: Kendisine söylenilen alaylı, kına sözlere gere­ken karşılığı vermek. Laf anlamamak : Anlayışsız, dik kafalı, inatçı olmak; söz anlamamak.… Okumaya devam et L Sözlüğü (Deyim)

M Sözlüğü (Deyim)

Mandalyonun ters (ötesi) yüzü : İşin ayrıca düşünülmesi gereken olumsuz yönü. Madara etmek (birini) : Yalanını, yanlışını ortaya çıkarıp onu kötü du­ruma düşürmek, mahcup etmek. Madara olmak : Kötü duruma düşmek, yanlışı ortaya çıkıp mahcup ol­mak. Madik atmak (etmek, oynamak) (birine) : Aldatıp zarara uğramasına yol açmak; kazık atmak. Mahal kalmamak (bir şeye) : Gerek… Okumaya devam et M Sözlüğü (Deyim)

N Sözlüğü (Deyim)

Nabzı durmak: Ölmek. Nabzına göre şerbet vermek : Birinin hoşuna gidecek, gururunu ok­şayacak davranışlarda bulunmak. Nabzını yoklamak : Bir kimsenin eğilimini ve ereğini anlamaya çalış­mak. Nafile yere: Boş yere, boşu boşuna; yok yere. Nağme yapmak : -1, Bildiği bir şeyi bilmez gibi görünmek. -2. Birini güzel sözlerle aldatmaya çalışmak. Nah kafa : “Akılsız, kafa kafa… Okumaya devam et N Sözlüğü (Deyim)

O-Ö Sözlüğü (Deyim)

O bu : Herkes, öteki beriki (Kars. El İtern.) Ocağına düşmek : Bir kimseye korunması için sığınmak ya da ondan yardım istemek. Ocağına incir dikmek, (ocağına darı akmak, ocağını söndürmek): Bir insana büyük kötülüklerde bulunmak, evini barkını, soluğunu ço­cuğunu yok etmek, darmadağın etmek. Ocağını söndürmek : Evinin, ailesinin dağılmasına yol açmak. Odsuz ocaksız: Çok yoksul,… Okumaya devam et O-Ö Sözlüğü (Deyim)