İznikli Leylek (Haldun Taner) Hacı Leyleği, biz kuşların en Müslümam biliriz. Acaba öyle mi?…Biri çıkıp da “Leyleklerin böyle dinle, ideoloji ile pek alışverişleri yoktur. Onlar sadece sanat meraklısı kuşlardır” dese daha akla yatkın laf etmiş olur… Neyse, ben onu bunu bilmem. Benim hikâyesini anlatacağım İznikli Leylek, hacı falan değildi. Çünkü ramazan günü alenen solucan yiyordu.… Okumaya devam et İznikli Leylek
Süslen Berberi
Süslen Berberi (Ümran Nazif Yiğiter) Dükkânımız tramvay caddesine bakardı. Oraya bir kış günü dayım tarafından getirilip bırakıldığımı hatırlıyorum. Dışarıda, her türlü insan kenarlara yığılmış karlara bata çıka gidip geliyorlardı. Ben bir yabancı gibi ayakta dikeliyordum. Ustanın “Haydi hayırlısı” demesiyle, elini öpüp işe başladım. İçerisinde yıllar geçirdiğim dükkânımıza böyle girmiştim. Her gün büyük bir zevkle, rengârenk… Okumaya devam et Süslen Berberi
Harika Çocuk
Harika Çocuk (Orhan Kemal) Bir arkadaşıma bakıyordum, yerinde yoktu. Tam dönüyordum ki, peynir ekmekle domates yiyen, kirli kıvır kıvır saçlı, onu gördüm. “Matbaacıyı aradıysanız, kâğıt kesmeye gitti, gelecek.” deyip hemen yanındaki boş sandığı oturmam için uzattı. Oturdum. Ekmeğini bölerek uzattı, aç değilim dedim. Sohbeti koyulaştırdık. Torna tesviye işinde çalışıyormuş. Annesi öldüğü için dörtten Ötesini okuyamamış.… Okumaya devam et Harika Çocuk
Neveser
Neveser (Zİya Osman Saba) Aklımda öyle kaldığı için, şimdi ona Neveser diyorum. Aradan yıllar geçti. Ona ilk bindiğimde, ayaklarımın yere değmediğini hatırlıyorum. O şimdiki vapurlar gibi, iskelelere ateş alırcasına yanaşıp kalkmıyor, kimseyi koşturmuyor, kimseye vapur kaçırtmıyordu. O şimdiki gibi zil sesiyle değil, iskele memurunun düdüğünü öttürmesi, çımacının halatını çıkarıp yol vermesi ile yavaş yavaş Moda’ya… Okumaya devam et Neveser
Son Kuşlar
Son Kuşlar (Sait Faik Abasıyanık) Adalarda kış kendini göstermeye başladı. Herkes, kış için hazırlıklar yapıyor. Ben tembelliğim, hep kaçanı kovalayan huyumla, yazın peşindeyimdir… Şimdi bu kır kahvesinde bunun için bulunuyorum. Durmadan uçak sesleri geliyor. Vaktiyle bu Ada’ya bu zamanda kuşlar uğrardı. İki yıldır gelmiyorlar. Belki de, ellerinde ökselerle kuşları avlayanlar yüzünden, gelmekten vazgeçtiler. Komşumuz Konstantin… Okumaya devam et Son Kuşlar
Acıbadem’deki Köşk
Acıbadem’deki Köşk (Ahmet Hamdi Tanpınar) Acıbadem’deki annemin dayısı Sani Bey’e ait olan köşkün hayatımda çok büyük etkisi, karakterimin oluşmasına katkısı vardır. Karı koca, birbirleriyle gayet uyumlu bir halde yaşıyorlardı. Gerçi çocukluğumun ilk yıllarında, bu eve her gelişimde içimde bir ürperti taşırdım. Evdeki süsler, aynalar, beni tedirgin ederdi. Yalnız, bahçede bulunan atın yanına indiğimde bütün bu… Okumaya devam et Acıbadem’deki Köşk
Mumcunun Faresi
Mumcunun Faresi (Sadri Ertem) Mumcu Sabih Efendi atadan gördüğü mesleği dükkânında devam ettiriyordu. Akşam olunca her zamanki gibi dükkânını kapayıp evine doğru yollandı. Dedesi mum kralı idi. Babası kendisinden daha zengindi. Sabih Efendi ise şimdi fakir. Çünkü elektrik, havagazı, petrol kullanımı arttıkça Sabih Efendi’nin mum satışları azaldıkça azaldı. Sabih Efendi dükkândan çıktıktan sonra farelerin dükkândaki… Okumaya devam et Mumcunun Faresi
On Dört Yaşında Bir Adam
On Dört Yaşında Bir Adam (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Sabahleyin çıktığımız köyden, yedi saatte kasabaya varacağımızı söylemişlerdi. Hangi yedi saat? Yol diye bir şey yok. Arabamız gâh tarlaların içinden, gâh bir çoban patikasından, gâh bir çakıl deryası içinden izi belli olmayan bir yolda gitmeye çalışıyor. Arabacıya kızıyorum; ancak o ne yapsın? Keşke buraları çok iyi bilen… Okumaya devam et On Dört Yaşında Bir Adam
Gamsızın Ölümü
Gamsızın Ölümü (Reşat Nuri Güntekin) Gamsız, okulumuzda herkesin sevdiği bir sokak köpeği idi. Nedense, ne öğretmenlerimiz ne de okul görevlileri Gamsız’a seslerini çıkarmaz, bilakis öğrencilerin onunla oynamalarını zevkle seyrederlerdi. Belki de bunun en büyük sebebi Gamsız’m dört tane yavrusunun ölümünden sonra birdenbire çökmüş görüntüsünün insanlar üzerinde yaratmış olduğu acıma duygusu idi. O gün, okulun bayram… Okumaya devam et Gamsızın Ölümü
Eskici
Eskici (Refik Halit Karay) Anası ve babası ölmüş bulunan Hasan, komşu ve akrabalarının yardımıyla, bindiği vapurla Filistin’deki halasının yanına gidiyordu… Halası onu “Ya habibî, ya aynî” diyerek sarılıp öptü. Tuhaf bir kokusu, İçine gömülü veren yumuşak bir göğsü vardı. Hasan hep suskundu. Haftalarca hiç konuşmadı. Bir gün halası, yoldan geçmekte olan bir eskiciyi çağırdı. Evin… Okumaya devam et Eskici