Ahmedi

(13. 14.yüzyıl), din dışı konuları işle­miştir. Divanı ile İskendername ve Cemşid ü Hurşit adlı iki mesnevisi vardır. Kendi dönemindeki şairleri büyük oranda etkilemiştir. Şiirleri dini konular veya temalar içermez.  Ahmedi, Fars şiir biçimini Türkçe’ye uyarlamaya çalışmıştır, ancak Farsça mecazlar Türkçe’ye tam olarak uydurulamadığı için şiirlerinde düzenli ve güçlü mısra yapıları yoktur. Çoğunlukla yüksek zümreye (padişahlara)… Okumaya devam et Ahmedi

Şeyh Galip

( 18.YÜZYIL ) Mevlevi çevrelerinde yetişerek iyi bir eğitim gö­ren sanatçı, İstanbul’da yaşamıştır. Divan edebiyatının son ünlü şairidir. Şiirlerinde yeni imajlar yaratarak, giderek daralan Divan şiirinin ufkunu daha da genişletmiştir. Kalıplara boğulan Divan şiirine az da olsa yeni bir söyleyiş kazandırmıştır. Tüm şiirleri tasavvufi bir anlam taşır. Şeyh Galip‘in şiirlerini anlamak için tasavvuf terimlerini bilmek… Okumaya devam et Şeyh Galip

Nedim

NEDİM ( 18. YÜZYIL) Gazelleri, kasideleri ve şarkılarıyla tanınan Nedim. İstanbul’da yaşamış, medrese eğitimi gör­müş. Arap ve Fars dili ve edebiyatını öğrenmiş, yıllar­ca müderreslik yapmıştır. Patrona Halil ayaklanması sırasında sarayın damından düşerek ölmüştür. Lale devri sanatçısı olan Nedim, şiirlerinde bu dönemin zevk ve eğlence yaşamını. İstanbul’un güzelliklerini anlatmıştır, Şiirlerinde din dışı konuları işlemiş, mesnevi türüne… Okumaya devam et Nedim

Nabi

NABİ ( 17.YÜZYIL) Urfa’da doğan Nabi, iyi bir medrese eğitimi gör­müş. 4. Murat zamanında İstanbul’a gelmiş, çeşitli devlet hizmetlerinde bulunmuştur. Didaktik tarzda yazdığı şiirleriyle tanınır. Döne­minin toplumsal çöküntülerini, siyasal karışıklıkları­nı, ekonomik bozukluklarını şiirine taşımıştır. Nabi, şiirle­rinde ahlakçı, eğitici, yol gösterici kimliği sezilir. Şiirlerinde düşünceyi söz sanatlarıyla süslemiş. Dir felsefe olarak belirgin bir biçimde ortaya koyma­ya… Okumaya devam et Nabi

Nef’i

Medrese eğitimi görmüştür. 4. Murat döneminde yaşamış, bir süre korunmuş ancak Sadrazam Bay­ram Paşa’yı eleştiren bir hicvi yüzünden boğdurularak cesetı Sarayburnu’ndan denize atılmış. Divan şiirinde kaside (övgü) ve hiciv (yergi) şairi olarak tanınmakla birlikte, gazelleri de vardır, öv­gülerinde de yergilerinde de aşırı abartmalara yer vermiştir. Dili ağır olmasına karşın, akıcıdır. Arapça ve Farsça sözcük ve… Okumaya devam et Nef’i

Baki

İstanbul’da yaşamıştır. Kadılık ve müdersislik yapmıştır. Medresede din adamı olarak yetiştiği, hocalık yaptığı halde eserlerinde din dışı konuları işlemiştir. İnsanlara, şiirlerinde, yaşamın zevk ve neşe içinde geçirilmesi gerektiğini önermiştir. Tasavvuftan hiç etkilenmeyen Baki, Divan şiirine yeni bir konu getirememiştir. Daha önce söylenenle­ri daha güzel bir söyleyişle dile getirmesi, onu Divan şiirinin ustalarından yapmıştır. Aruzu ustaca… Okumaya devam et Baki

Şeyhi

(15.YÜZY1L) Ahmedi’den ders almış, İran’a giderek tasavvuf ve tıp öğrenmiştir. Hekimliği de ünlüdür. Iran edebiyatından etkilenmekle birlikte, şiirle­rinde yerli çizgileri de yansıtmıştır. Geniş bir tasavvuf ve şiir bilgisine sahiptir. En ünlü eseri Harname’de, bir eşeğin başından geçenleri anlatır. Fabl türünün bir örneği sayılan bu mesnevi, hiciv edebiyatımızın da nitelikli ürünlerindendir. Bu eserde eşek ön plana… Okumaya devam et Şeyhi

Hoca Dehhani

Divan şiirinin ilk temsilcisi sayılır. Din – dışı ko­nularda aşk ve şarap şiirleri yazmıştır. Şiirlerinde Öz ve anlam sanatlarına, benzetmele­re çokça yer vermiştir. Ustalıkla yazılmış, güzel gazel ve kasideleri vardır. Hoca Dehhani’nin hayatı hakkında ayrıntılı ve kesin bir bilgi yoktur. Ama Hoca Dehhani‘nin Horasan Türkmenlerinden olduğu bilinmektedir. III. Alaeddin Keykubad zamanında (1298-1301) Konya”ya gelen Dehhani,… Okumaya devam et Hoca Dehhani

Aşık Paşa

Dilde, Arapça ve Farsçanın etkin olduğu dö­nemde Türkçe’yi savunmuştur. Hem heceyle hem de aruzla şiirleri vardır. Anadolu Türkleri arasında tasavvufu yaymaya çalışmıştır. En önemli eseri “Garipname” adlı mesnevisidir. Aşık Paşa, 1272 yılında Kırşehir’de, doğmuştur. Mutasavvıf bir aile içerisinde büyümüştür. Eserlerinde tasavvufun etkisi çok fazladır. Dininine bağlı bir şairdir ve bu sebeple eserlerindeki tasavvufi yönün yanısıra… Okumaya devam et Aşık Paşa

Seyrani

Medrese eğitimi görmüştür. Padişah Abdülmecit zamanında İstanbul’a gelmiştir. Seyrani, şiirlerinde toplumsal bozuklukları, ekonomik so­runları dile getiren sanatçı, dönemin ileri gelenlerini hicvettiğinden kovuşturmaya uğramış, İstanbul’dan kaçmak zorunda kalmıştır. Yergi ve gülmece şiirlerimizde önemli bir yeri olan sanatçı, şiirlerinde hem heceyi hem de aruzu kullanmıştır.