BOĞAZİÇİ MEHTAPLARI

Abdülhak Şinasi Hisar, eserlerinin pek çoğunda İstan­bul’u ve İstanbul’un en önemli mekânı olan Boğaziçi, Çamlı­ca, Büyükada hayatını konu eder. O, mazinin güzelliklerini bugüne taşımak için edebiyatı bir araç olarak kullanır. ‘Boğa­ziçi medeniyeti’ tabirini edebiyatımıza sokan ilk kişidir. Boğa­ziçi Mehtapları bu anlamda önemli bir eserdir. Abdülhak Şi­nasi Hisar‘in şahsi hayatından esinlenerek yazdığı deneme­lerden oluşur. Denemelerde İstanbul… Okumaya devam et BOĞAZİÇİ MEHTAPLARI

BİZE GÖRE

Ahmet Haşim, 1921’de nesir yazmaya başlamıştır. İlk ne­sirlerini topladığı Bize Göre ile Türk Edebiyatının ‘en orijinal üslupçusu’ olarak kabul edilmiştir. Ahmet Haşim‘in derli toplu, bir konu et­rafında şekillenen yazılarında zarif, ince, sanatlı, işlenmiş, nükteli, şiirsel bir dil dikkati çekmektedir. Bize Göre’de 42 fıkra bulunmaktadır. Eserden Seçmeler GARDEN BARDA KONUŞAN İKİ ADAM – Şu ışıklar içinde… Okumaya devam et BİZE GÖRE

Pembe İncili Kaftan

Şah İsmail’e gönderilmek üzere bir elçi aranmaktadır. Gön­derilecek elçinin yiğit, cesur ve devletin haysiyetini koruyacak biri olması gerekmektedir. Şah İsmail, çok zulmeden, gaddar biridir. Divan toplantısında vezir, Şah İsmail’in kötülüklerin­den bahseder. Muhsin Çelebi, vaktini kitap okumakla geçiren, devlete çok bağlı, zengin bir kişidir. Elçi arandığını öğrenince sadra­zama giderek gönüllü elçi olacağını söyler. Sadrazam önce Muhsin… Okumaya devam et Pembe İncili Kaftan

Çağlayanlar

Milli şair unvanı verilen Mehmet Emin Yurdakul’un Türk şiirinde açtığı çığırı Ahmet Hikmet Müftüoğlu Çağlayanlar’da hikayeleriyle devam ettirmiştir. Yazar, bu eserdeki hikayele­rinde Türk destanlarından, tarihinden, faydalanmış; Trablus, Balkan, I. Dünya savaşlarında yaşanan olayları anlatmıştır. Ahmet Hikmet Müftüoğlu‘nun  1922’de yayınlanan Çağlayanlar adlı kitabı 18 parçadan ibarettir. Milli edebiyatımız içinde uyandırdığı milliyetçilik duygularıyla çok önemli bir yere sahiptir. Çağlayanlar… Okumaya devam et Çağlayanlar

Şehir Mektupları

Kitap Özeti (Şehir Mektupları – Ahmet Rasim)  2. Mektup’tan Boğaziçi, yer yer, mesirelerini açıyor. Sefa günleri geldi. Baharın kalan kısmı, yaz başlangıcı ile birleşerek, ne pek ter­letici ne de üşütücü esen yellerle, o zarif girintinin kıyılarını ve tepelerini tazelikle kaplamış. İnsan, derhâl bir kayığa veya sandala atlayarak gün batarken tepeden tepeye aks eden renk oyunlarını,… Okumaya devam et Şehir Mektupları

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç

Roman, 12 bölümden oluşmaktadır Hüseyin Rahmi Gürpınar önemli eserlerinden biridir.. Romanın ilk bölü­münde, bir mahallede yaşayan insanların günlük yaşantısı anlatılmaktadır. Kadınların kendi aralarındaki konuşmaları ve cahillikleri söz konusu edilir. Mahalledeki herkes ve bütün İstanbul, 5 Mayıs 1910’da dünyaya çarpma ihtimali olan kuyruklu yıldızı konuşmaktadır. Herkes, korku ve panik için­dedir. İrfan Galip, Defterdar Galip Efendi’nin oğludur. Avrupai… Okumaya devam et Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç

Evliya Çelebi Seyahatnamesi

Onun, Seyahatname gibi bir eseri kaleme almış olmasında birkaç önemli etken öne çıkar. Evliya Çelebi küçük yaştan itibaren kendisini imkânları bol, geniş bir çevrenin içinde bulmuştur. Ayrıca birçok insanla tanışmasının ve pek çok olaya şahit olmasının da etkisi büyüktür. Çelebi ömrünün otuz yılını İstanbul’da, geri kalanını seyahatlerde geçirmiştir. Bu gezile­rin çoğu vezirlerin ve paşaların himayesinde… Okumaya devam et Evliya Çelebi Seyahatnamesi

TAAŞŞUK-U TALAT ve FITNAT

Şemsettin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat” kitabı, edebiyatımızın ilk Türk romanıdır (1872). Tanzimat romancılığımızda, kadınlarımızın toplum içindeki yerlerini belirtme, evlilik ilişkilerimizi irdeleme, uygunsuz evlenmelerin sorunlarına değinme bakımlarından dikkate değer. Gerçekçi bir romantizm içerisinde, konuşulan dili vermeye çalışır. Görmeden evlenmenin acı sonuçlarını basit bir teknikle, duygusal karakter çözümlemeleriyle yansıtır. Küçük yaşta babasız kalan Talat’ı, annesi Saliha… Okumaya devam et TAAŞŞUK-U TALAT ve FITNAT

Zehra

Türk edebiyatında Nabizade Nazım, ilk köy romanı olan “Karabibik“ten altı yıl sonra yayınladığı “Zehra romanı” ile Tanzimat romancılığımızın töresel gerçekçiliğinde etkin bir aşamayı vurgular. (1896) Bilinçli realizm natüralizm akımını uygulamaya çalışır. Namık Kemal romantizminden uzaklaşma çabasını başarıyla sürdürür. Tazimat Edebiyatı ile Servet-i Fünun Edebiyatı arasındaki Türk aile yaşamının günlük izlenimlerini, İstanbul Beyoğlu serüvenlerini, günden güne sefalete sürüklenen bir… Okumaya devam et Zehra

Sergüzeşt

Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt romanı, Türk Edebiyatı romancılığında yeni bir akımın öncüsü gibidir. Yöresel gerçeklerden kaynaklanarak evrensele açılan bir nitelik taşır. Toplumcu bir gözlemle köleliğin tüm acılarını Dilberle birlikte bize de çektirir. Dilber Kafkasya’dan kaçırılarak, İstanbul’a getirilen dokuz yaşlarında güzel bir Çerkez kızıdır. Esirci Hacı Ömer, Dilber’i emekli bir mutasarrıfın evine satar. Evin hanımı acımasızdır. Kızı… Okumaya devam et Sergüzeşt