ŞAMATALI KÖY

2 Mayıs 2008 tarihinde tarafından eklendi.

ŞAMATALI KÖY

 

Dedenin dolabında her zaman bir kutu elma, ya da mevsi­mine göre meyve olur. Bize, meyvelerin yanında akide şekeri de verir.
Ben şahsen, bir köpeğim olacağına, böyle bir dedemin olma­sını çok isterim.
Şalgam seyreltme işinden sonra, sıra samanların samanlığa taşınmasına gelmişti. Bütün gün saman arabalarına binip, saman­ların üzerinde tepİniyorduk.
Bir gün, samanlıkta gecelemek için annemizden izin aldık. O gece, erkek çocuklar bizi korkuttular. Sabaha karşı hepimiz üşü­müş bir halde uyandık. Hemen eve girip, yatağıma koştum. Şu yatağı icat eden her kimse çok zeki olmalıydı. Gerçekten de yatak­ta samanlıkta olduğundan çok daha rahat uyunuyordu.
Anna, dünyanın en iyi oyun arkadaşıdır. Yalnızca ikimizin bildiği o kadar çok oyunumuz var ki. Yağmurlu günlerde dedeye uğrar, ona gazete okuruz. O da bize her şeyi anlatır. Bir gün de, evden kaçışının hikâyesini anlattı. Biz de dedeye danışarak, biraz­cık evden kaçmaya karar verdik.
Anna ile saat dokuz buçukta kaçmak üzere anlaştık. Beni u-yandırması için ayak baş parmağıma ip bağlayıp, aşağı sarkıtmış-tım. Birdenbire ayak başparmağımda bir ağrı duyarak uyandım. “Tamam, Anna geliyorum” diyerek fırlayıp, pencereye koştum. Sabah olmuştu ve ayağımı çekiştiren Anna değil, Lasse idi.
Sonunda samanların içinde oynamaktan bıkmıştık. Bir gün Güney Çiftliğinin arkasındaki bir yarığı oyun evi yapmaya karar verdik. Evden getirttiğimiz kilimleri de serince, tam bir ev olmuş­tu.
Ertesi gün oğlanlar, kahvaltıdan sonra hemen kayboldular. Neredeyse bir haftadır sabahtan kaybolup, akşama doğru ortaya çıkıyorlardı. Takip ettiğimizde, çalıların arasına girip yok oldular. Biz de gidip, köpeği getirdik ve onun sayesinde çocukları çalılıkların arasında yapmış bulundukları kulübede yakaladık. Sonra hep birlikte oyunlar oynadık.
Uzun bir yaz tatilinden sonra, tekrar okula başlamak hoş bir şey. Ben hep kitaplarımı güzelce kaplıyorum. Okula yürüyerek gittiğimiz için, sabah saat yedide çıkmamız gerekiyordu.
Bir gün okula gittiğimizde, öğretmenimiz hasta olduğu için, ders yapılamayacağını öğrendik. Öğretmenimizin kaldığı odaya gittik. Hasta yatıyordu. Hepimiz el birliği ile onun bütün işlerini gördük. Hatta ona yahni bile yaptık. Ertesi gün, yine hastaydı. Biz yine yardımcı olduk ve bu sefer de yulaf lapası yaptık. Ne yazık ki ertesi gün iyileşti. İyileşmeseydi, bütün yemekleri pişirmesini öğrenecektik.
Bir sonbahar akşamı, “Şamatalı Köy”ün bütün büyükleri, “Büyük Köy”de düzenlenen şölene katılmışlardı. Köyde yalnızca biz çocuklar ve dede kalmıştı. Bizde büyüklerin kıyafetlerini giye­rek, o gece doyuncaya kadar eğlendik.
Noelden önce yağmaya başlayan kar, üçüncü gün şiddetini arttırmıştı. O gün, öğretmenimiz gitmeyip, kendisinde kalmamızı istediyse de, evdekiler merak ederler diye, yola düştük. Yürüdük de yürüdük. Birbirimizi kaybetmemek için el ele tutuşmuştuk. Dizlerimize kadar kara gömülüyorduk. Çok üşümüştük. Bu gidiş­le eve varamayacaktık. Zorunlu olarak, yol üzerindeki kundura tamircisinin evine gitmeye karar verdik. Fırtına bizi, neredeyse kapısından içeri savurdu. Tamircinin bizi gördüğü için pek sevin­diği söylenemezdi.
Hava kararmıştı ki, dışardan çan sesleri geldi. Kapıya koştu­ğumuzda, kar arabasıyla babamın geldiğini görünce ne kadar sevindiğimizi anlatamam. Eve geldiğimizde annem, endişe ile pencerede bekliyordu. Annem, yolda kaldığımız içine doğduğu için babamı kızakla bizi almaya göndermişti. İyi ki öyle yapmıştı.

 

Ertesi gün, güneş açmıştı. Ağaçların üzeri bembeyaz karla kaplıydı. Öğretmenimiz, bizi gördüğünde derin bir oh çekti. Bü­tün gece uyumamış, bizi düşünmüştü.
Dönüşte, hemen Noel hazırlıklarına başladık. Dedeyi yalnız bırakmamak için, bütün çalışmalarımızı onun yanında yapıyor, ona da anlatıyorduk. Çok güzel bir Noel geçirdik. Aslında “Şama­talı Köy”de geçirdiğimiz bütün günler güzeldi. Biz, burada çok mutluyuz.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Satirik Şiir