Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

28 Mayıs 2008 tarihinde tarafından eklendi.

DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU

İlk baskısı 1930′da yapılan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, tıpkı Fatih Harbiye gibi Peyami Safa‘nın edebiyatımızda en çok okunan eserlerden biridir. Roman, ruh tahlilleri açısından da çok önemlidir. Aynı zamanda otobiyografik bir romandır. Bütün olayların başkahramanı olan hasta çocukla yazarın ha­yatı ve kişiliği pek çok yerde birleşmektedir.

Dokuzuncu Hariciye KoğuşuKahramanları (Kişileri):

Hasta Çocuk: 15 yaşlarındadır. Bacağındaki hastalık nedeniyle psikolojisi iyice bozulmuştur. Bacağının kesilme kor­kusu; aşırı hassas, duyarlı, karamsar ve çekingen bir psikolo­jiye sebep olmuştur. Aynı zamanda çok okuyan bir kişidir.
Nüzhet: Zengin bir ailenin kızıdır. 19 yaşlarındadır. Uça­rı, sorumsuz, eğlenceye düşkün bir tabiatı vardır. Hasta Ço­cuk, Nüzhet’e platonik aşk duymaktadır.
Doktor Ragıp: Hasta çocuğun tam zıddı olarak yakışık­lı, sağlıklı, kendine güvenen bir kahramandır. Fakat iç dünya­sı hasta çocuk kadar zengin değildir. Nüzhet’le evlenir.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Özeti

Roman, Hasta Çocuk’un hastanede beklemesi ile başlar. Hasta Çocuk, etrafındaki hastaları seyrederken daha da ü-zülmektedir. Sekiz yaşından beri çektiği bu hastalık, onu çok yıpratmıştır. Sağlıklı olan kişileri kıskanmaktadır içten içe. Bu bekleyiş sürecinden sonra, nihayet sıra ona gelir. Asistanlar bacağındaki sargıyı açar. Her yeri et kokusu sarar. Doktor tekrar ameliyat gerektiğini söyler. Doktor, bu bacağın kısal­ması ya da kesilmesi gerektiğini ifade eder. Bu sözler, Hasta Çocuk’u hüsrana uğratır. Hastaneden ayrılır. Yolda bacağın­daki zonklama onu rahatsız etmektedir. Kenar mahallelerden birinde, annesiyle oturduğu eve doğru yönelir. Felaketin eşi­ğinde olduğunu düşünmektedir. Evde kimse yoktur. Kederle­rini paylaştığı bu eski evinde düşüncelere dalar. Az sonra an­nesi içeri girer. Annesine hastane ile ilgili belirsiz sözler söyler. Annesi hiç tatmin olmaz. Hasta Çocuk, annesini üzmek iste­mediği için ameliyat kararının belli olmadığını anlatır. Ayrıca bacağını, güvendiği bir doktor olan Mithat Bey’e de göster­mek istemektedir. Yemek esnasında annesinden Erenköy’de­ki paşanın evine gitmek için izin ister.
Ertesi gün, paşanın köşküne gider. Paşa, Hasta Çocuk’a sıhhatini ve tahsilini sorar. O sırada, paşanın kızı Nüzhet ge­lir. Paşa, Hasta Çocuk’a, Doktor Ragıp’a da görünmesini söyler. Paşanın en çok sevdiği şeylerden biri, hasta çocuğun ona eğlenceli kitaplar okumasıdır. Bir gece Hasta çocuk, Nüzhet’e de edebî romanlar getirmektedir. O gece, paşa her zamanki gibi Hasta Çocuk ona kitap okurken uyur. Nüzhet, Hasta Çocuk’u yanına çağırır. Havuz başında otururlar. Nüz­het ona Doktor Ragıp’ın kendisiyle evlenmek istediğini söy­ler. Nüzhet, Ragıp’ın tahsilinden, parasından, yakışıklılığın­dan bahseder. Hasta Çocuk, bu bahisten hoşlanmadığını ifa­de eder. Bunun üzerine, Nüzhet henüz bu teklifi kabul etme­yi düşünmediğini söyler. Hasta Çocuk o anda çok mutlu olur. Daha sonra hastalığından bahsederler. Ameliyat gerektiğini anlatır Nüzhet’e. Ardından, her ikisi de odalarına gider ve ya­tarlar. Hasta Çocuk, Nüzhet’in evlenme ihtimalini düşünür; bir türlü uyuyamaz. Kendisinden büyük olmasına rağmen, Nüzhet’e karşı derin bir aşk duymaktadır. O sırada, kapı vu­rulur. Nüzhet içeri girer. Nüzhet gözüne her zamankinden da­ha güzel görünür. Nüzhet her zamanki gibi kahkahaları ile alay eder gibidir. Hasta Çocuk, Nüzhet’e sevgisini gösterece­ği sırada, Nüzhet odadan kaçar. Ertesi sabah annesine, konakta bir ay kalacağı haberini gönderir. Annesine haber verdikten sonra doktoruna gider. Doktor koltuk değneği kullanması gerektiğini anlatır. Her gün gelmesini söyler. Hasta Çocuk, köşke geri döner. Odaya girince, herkes susar. Hasta Çocuk, bu suskunluktan çok rahatsız olur. Akşa­ma doğru, evin hizmetçisinden Nüzhet’in evleneceğini duyar. Evliliği sadece Nüzhet’in annesi istemektedir. Bütün gece, Hasta Çocuk Nüzhet’in ona yalan söylediğini düşünür ve ona çok kızar. Bu ruh hâli içinde, Nüzhet’in odasına gider. Nüzhet birkaç kez gördüğü Doktor Ragıp’la evlenmek isteme­diğini söyler. Ona sarılır ve odasına geri döner.

Ertesi sabah Hasta Çocuk, çok daha mutlu uyanır. Sağ­lıklı olmak için iyi bir kahvaltı yapar. Akşama doğru, Doktor Ragıp’ın gelmesi onun mutluluğunu sona erdirir. Ragıp, ol­dukça yakışıklı, sağlıklı ve kibar bir gençtir. Hasta Çocuk, o-nun karşısında kendisini çok zayıf bulur.
Bundan sonraki günlerde Hasta Çocuk’un günlerinin ço­ğu hastane ile paşanın köşkü arasında geçer. Bir gün, evde paşanın karısının onun bacağındaki mikroptan tiksindiğini anlar. Ertesi gün, köşkten ayrılmaya karar verir; fakat annesi­nin aniden köşke gelmesi buna engel olur. Aynı gün Ragıp da gelir ve aralarında fikri bir münakaşa olur.
Hasta Çocuk birkaç gün sonra, kendi evlerine annesiyle beraber döner. Aynı gün bacağı çok sancır ve hastaneye kaldırılır. Doktor Mithat Bey durumun iyice kötüye gittiğini söyler. Ameliyat kararı alınır. Hasta Çocuk dehşet içindedir. Bu feci karardan sonra herkesin ona acıdığını düşünmekte­dir. Nihayet Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’na yatar. Bu gün­lerde hep annesini, evini, Nüzhet’i düşünür. Etrafındaki has­talar onun ruh hâlini alt üst etmektedir. Ameliyat günü gelir. Bacak kurtulur. Yalnızca biraz kısalmıştır. Hastaneden çıka­cağı gün, Hasta Çocuk burada ızdırap ve tevekküle çok alış­tığını düşünür. Ayrılmak, dış dünyaya katılmak istemez. Paşa, ölümünün yakın olduğunu, yanına gelmesini istediğini haber vermiştir. Roman, Hasta Çocuk’un bacağı kısalmış şekilde annesiyle hastaneden ayrılmasıyla sona erer.

Etiketler:

Yorumlar

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Epik Şiir