adderall

Yazar, bu romanda hocası Mustafa İnan’ın hayatını kaleme almıştır. Bu yüzden biyografik bir eserdir. Romanda fakir bir halk insanı olan Mustafa İnan’ın dünyaca tanınan bir (araÅŸtırmacı) bilim adamı olma sürecinde yaÅŸadığı güçlükler ve bu güçlüklere raÄŸmen ahlak ve kiÅŸiliÄŸinden hiçbir ÅŸey kaybet­memiÅŸ olması ele alınmaktadır. OÄŸuz Atay, eser, hocasının fotoÄŸraflarını ekleyerek daha renkli bir eser ortaya koymuÅŸtur.

Bir Bilim Adamının Romanı Özeti:

Roman iki bölümden oluÅŸmaktadır. Birinci bölümde Mustafa İnan’ın doÄŸumundan eÄŸitim hayatı bitene kadarki dö­nem; İkinci bölümde ise hocalığından ölümüne kadarki süreç anlatılmaktadır.
Eser, Mustafa İnan’a ÅŸivesi ve görüntüsüyle çok benze­yen bir çocuÄŸun Fen Fakültesi’ne giriÅŸ sınavının sonuçlarını öğrenmek için beklediÄŸi bir kuyrukta baÅŸlar. Kuyruktaki diÄŸer öğrenciler, çocuÄŸa taÅŸralı olarak bakmakta; onun sınavı kaza­namayacağını düşünmektedir. Yan blokta ise Türkiye Bilim­sel ve Teknik AraÅŸtırma Kurumu’ ödülleri dağıtılmaktadır. Or­ta yaÅŸlı bir adam çocuÄŸun yanına gelir. Bilimle uÄŸraÅŸtığı belli olan bu orta yaÅŸlı adam, Mustafa İnan’dan bahseder çocuÄŸa. Törende ‘Bilim Hizmet Ödülü’ ölümünden dört yıl sonra Mus­tafa İnan’a verilecektir. Törende çocuk, Mustafa İnan hakkın­da pek çok ÅŸey öğrenir. OÄŸuz Atay, bu orta yaÅŸlı adam vası­tasıyla Mustafa İnan’in hayatını anlatmaya baÅŸlar.
1971′de bilime verdiÄŸi hizmet dolayısıyla ödül alan Mus­tafa İnan, 24 AÄŸustos 1911′de Adana’da seyyar posta me­muru Hüseyin Avni Bey’in oÄŸlu olarak dünyaya gelmiÅŸtir. Ekonomik durumları pek parlak deÄŸildir. Mustafa’dan önce altı çocukları ölmüştür. Mustafa’nın yaÅŸaması da bir mucize­dir. Çünkü Anadolu’da o dönemde fakirlikten salgın has­talıklar, kazalar, tıbbi imkânsızlıklar kol gezmektedir. Küçük yaÅŸta damdan düşen Mustafa, ölümden zor kurtulmuÅŸtur. Ya­zar, “Mustafa İnan ölseydi bilim hayatımızda çok büyük bir boÅŸluk olacaktı.” der. Mustafa’nın çocukluk yılları 1. Dünya Savaşına denk gelir ve Adana Fransızlar tarafından iÅŸgal edi­lir. Aile, bundan sonra Anadolu’daki tüm halk gibi maddi sıkıntılar içinde bocalar. Mustafa zayıf bünyeli olduÄŸu için ona özen göstermeye çalışırlar. Mustafa bu sıkıntıları erken yaÅŸta tanıdığı için ağırbaÅŸlı ve durgun bir kiÅŸiliÄŸe sahip olmuş­tur. Kısa bir süre sonra, Mustafa’nın babası iÅŸi nedeniyle di­ğer ÅŸehirleri de gezmek zorunda kalır. Bu yüzden annesi, yok­luk içinde, düşmanların iÅŸgal ettiÄŸi bir ÅŸehirde yapayalnız ka­lakalır. Bu yüzden yollardaki eÅŸkıyalara raÄŸmen Mustafa, kar­deÅŸleri ve annesi Adana’dan kaçmak zorunda kalırlar. Kon­ya’ya yerleÅŸirler. Mustafa İnan burada Mevlânâ’nın ÅŸehre ver­diÄŸi manevi havanın da etkisiyle Divan Edebiyatına ilgi du­yar. Bu arada maddi sıkıntıları gittikçe artan ailesi, tatillerde Mustafa İnan’ı bir kuyumcunun yanına çırak olarak verir.
Mustafa İnan, eÄŸitim hayatı boyunca hiç defter kullan­maz. Çok zeki olduÄŸu için buna gerek duymaz. Fakat babası kitapla, defterle uÄŸraÅŸmayan bu çocuÄŸun okumayacağını dü­şünür. Mustafa, ailesine yük olmamak için kitap da almaz. Bu yüzden, sabahları erkenden kalkar; mektepteki yatılı okuyan çocukların kitaplarından çalışır. SavaÅŸ yıllan, ekonomik sıkın­tılar Mustafa’yı erken olgunlaşürmıştır. Mustâfa İnan, öğrenci­lik yıllarında öğretmenlik de yapar. ArkadaÅŸları konuyu anla­madıkları zaman Mustafa İnan’a gelirler; Mustafa onlara kısa sürede konuyu mükemmel ÅŸekilde anlatır. Öğretmek onun için vazgeçilmez bir tutkudur. Adana Lisesi’nde öğrenim gö­ren İnan, arkadaÅŸlarına hep yol gösterir, onlara okumalarını söyler ve ufuk kazandırmaya çalışır. Bu yüzden okuldaki her­kesin dostudur.
Mustafa, 19 yaşında İken babasını kaybeder. Bütün aile­nin geçimi Mustafa’nın sırtına yüklenmiÅŸtir. Bilim adamı ve öğretmen olmak istemektedir. Fakat bilgi ve zekâsına raÄŸmen ailesi için en kolay yoldan para kazanabileceÄŸi okulu tercih etmelidir. Bu yüzden, liseyi birincilikle bitiren Mustafa, fen fakültesine kayıt yaptırır. ArkadaÅŸlarının gönlü razı olmaz ve ondan habersiz kaydını mühendislik fakültesine alırlar. Ders­lerde üstün bir baÅŸarı gösterir. Hocaları ona ‘Doçent’ deme­ye baÅŸlarlar. Mustafa İnan, bu yıllarda ülkesi için çalışmaya, öğretmenlik yapmaya kesin karar verir. Almanca kursuna gi­der; her geçen gün kendini yetiÅŸtirmek için uÄŸraşır. Mustafa İnan, üniversitede okuduÄŸu yıllarda pozitif bilimler yeni yeni geliÅŸmektedir. Bu yüzden aksayan pek çok ÅŸey vardır. İşini yapamayan, öğrenciye çok sert davranan hocalar, Mustafa’yı daha da İdealist yapar. Ailesinin geçimine katkıda bulunmak için bu yıllarda lise öğrencilerine ders vermeye baÅŸlar.
Romanın ikinci bölümünde, Mustafa İnan’in eÅŸi Jale ile tanışma süreci anlatılır. Mustafa’nın ders yerdiÄŸi lise öğrenci­lerinden birisi de Jale’dir. Jale, Mustafa İnan Hoca’sına çok saygı duyar ve samimi bir iliÅŸkileri olur. Sonra Jale, bursu çı­kınca Almanya’ya gider. Mustafa, Jale yokken de onun aile­sini her hafta ziyaret eder, aile Mustafa’ya çok alışır. Hâlâ ho­ca öğrenci iliÅŸkileri olsa da Jale Hanım’la Mustafa mektup-laşır. Daha sonra Mustafa İnan, doktora yapmak için İsviç­re’ye gider. Burada ara sıra Jale Hanım’ı da ziyaret etmeye baÅŸlar. Mustafa İnan, arkasından Jale Hanım, İstanbul’a dö­ner. Bundan sonra evlilik kararı alırlar. Oldukça rahat bir ya­şamı olan Jale Hanım, Mustafa’nın geçindirmek zorunda ol­duÄŸu bir ailesi olduÄŸunu bilir. Evlilik teklifini yine de kabul e-der. Maddi imkânsızlıklar ve Mustafa’nın ailesi yüzünden düğünleri çok zor olur. Evlendikten sonra aynı sıkıntılar de­vam eder. Mustafa İnan, önüne açılan bütün zengin olma yollarını reddeder. Üniversite hocalığı dışındaki tüm teklifleri devletine ihanet sayar. Bu yüzden, evine oldukça uzak olan üniversiteye çoÄŸu zaman yürüyerek gitmek zorunda kalır. Bu­nunla beraber, üniversitenin çok büyük geliÅŸmeler katetmesi-ni saÄŸlar. O, İsviçre’de çok lüks ÅŸartlar altında çalışmayı red­detmiÅŸ, ülkesi için her zorluÄŸa katlanacağına söz vermiÅŸtir. İlk doktorayı yaptırır, ilk kürsüyü kurar. Üniversitenin pek çok iÅŸi­ni yüklenir. Evine çok yorgun dönmektedir. Hastalıktan çok korkan Mustafa İnan, dekan olduktan sonra iyice saÄŸlığına dikkat edememeye baÅŸlar. Bu günlerde, Yahya Kemal’in soh­betlerine büyük bir zevkle katılmaktadır. Bu arada, oÄŸlu Hü­seyin de büyümektedir. Mustafa İnan’in ilme karşı tüken­meyen bir iÅŸtahı vardır. Dil, edebiyat, felsefe, tarih, matema­tik, sanat gibi her dalla ilgilenir. Öğrencilerini de kendisi gibi çok yönlü yetiÅŸtirmeye çalışır. Bu arada, makaleler, deneme­ler yayınlamaya baÅŸlar. Ülkesine, milletine çok baÄŸlı olan Mustafa, beyin göçünden dolayı çok üzülmektedir o yıllarda.
Mustafa İnan’a milletvekilliÄŸi, bakanlık teklif edilir. Bu i-dealist adam bunları kabul etmez. Çünkü kendisinin en bü­yük görevinin eÄŸitim olduÄŸunu düşünmektedir. Elinin tersiyle tüm maddi olanakları iten Mustafa İnan, ancak ömrünün son­larına doÄŸru bir daire sahibi olabilir. Bu daire yüzünden hiç sevmediÄŸi hâlde borçlanır ve son yıllarında parayla ilgilen­mekten nefret ettiÄŸi için bu borçlar onu çok üzer. Karlı bir günde, derse giden Mustafa İnan, hastalanır. Doktorlar, yurt dışına gitmesi gerektiÄŸini söylerler. Mustafa İnan, hiç isteme­diÄŸi hâlde Almanya’ya gider. Kendisine konan ‘Lösemi’ teşİliÅŸinden haberi yoktur, Mustafa İnan’in. İyileÅŸip öğrencilerine kavuÅŸacağını ümit etmektedir. Hastalığı gittikçe ilerler. Her gün sancılar çeken Mustafa, ancak morfinlerle sakinleÅŸir. Hiç yemek yememeye baÅŸlar ve nihayet 5 AÄŸustos 1967 yılında Mustafa İnan, uykusundan bir daha uyanamaz. Hayatı bo­yunca kendi ülkesinde yaÅŸamak isteyen Mustafa İnan, Fren­gistan dediÄŸi yabancı diyarlarda can verir. Türk bilim ha­yatında bir dönüm noktası olan bu dehanın öldükten sonra dahi parasızlık peÅŸini bırakmaz. EÅŸi Jale’nin kucağına fatura­lar yaÄŸmaya baÅŸlar. Bir imam bulamadıkları için Mustafa İ-nan’a son görevini oÄŸlu Hüseyin yapar ve babasının ölüsünü yıkar. Öldükten ancak üç gün sonra hastanenin parası ödenir ve Türkiye’ye dönerler. Mustafa İnan’ın ölümünü duyan her­kes yasa bürünür.

En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun
E-posta:

Etiketler:

03 Haziran 2008, 08:48 tarihinde Kitap Özetleri kategorisinde yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak istiyorsanız RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

>