İstiklal Marşının Açıklaması
BİRİNCİ KITANIN AÇIKLAMASI:
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Åžair, burada milletine seslenerek, ona, korkmamasını, sadece Türk milletinin daima parlayan yıldızı olan bayrağın, yurdumuÂzun üstünde son ocak tütünceye kadar dalgalanacağını söylemekÂtedir.
İKİNCİ KIT’ANIN AÇIKLAMASI:
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl!
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Bu kıt’ada, şâir, gayet hiddetli bir ÅŸekilde, aynı zamanda da yalvararak, bayraÄŸa sesleniyor: ‘Ey nazlı hilâl, Hakk’a tapan, istikÂlali İçin hiçbir milletin dökmediÄŸi kadar kanını dökmüş bulunan, bu “kahraman ırkıma” suratını asma, ÅŸiddetli davranma, bir kere-cik de olsa gül…’ demektedir.
SÖZLÜK
Sancak : Bayrak
Celâl : Kızgınlık, öfke
Hilâl : Ay
İstiklâl : Bağımsızlık
ÜÇÜNCÜ KIT’ANIN AÇIKLAMASI:
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Şâir, kendi ÅŸahsında milletine seslendiÄŸi bu kıf ada, kendisiÂnin (yani milletinin) çok büyük boyutlarda kükremiÅŸ bîr sel olduÂÄŸunu, tarihin hiçbir döneminde, kendisine zincir vurulamadığını, bunu düşünmenin bile çılgınlık olduÄŸunu; çünkü daÄŸlan yırtacak, enginlerden taÅŸacak, önüne çekilecek her türlü bendi çiÄŸneyerek aÅŸacak derecede bir yapıya ve özelliÄŸe sahip olduÄŸunu vurguluyor.
DÖRDÜNCÜ KIT’ANIN AÇIKLAMASI:
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediÄŸin tek diÅŸi kalmış canavar?
Åžair, yine kendisine ve milletine sesleniyor ve diyor ki: O garbın topu, tüfeÄŸi, teknolojisi, çelik zırhları, bütün uçsuz bucakÂsız gökleri varsın sarmış bulunsun. Ve batı, böyle bir güce sahip olduÄŸu için, köpek gibi havlayıp dursun. Korkma ve sakın alÂdanma, o, tüm bu ihtiÅŸamına raÄŸmen, tek diÅŸi kalmış, ömrünün son günlerini yaÅŸayan yaÅŸlı bir canavardan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Ve o, benim iman dolu savunma gücüne sahip olan milletimle baÅŸa çıkamaz.
SÖZLÜK
Âfâk : Ufuklar.
Ufuk : Gözün görebildiği en uzak nokta.
Serhad : Hudut, sınır boyu, son nokta, son kale.
BEŞİNCİ KIT’ANIN AÇIKLAMASI:
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
DoÄŸacaktır sana va’dettiÄŸi günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Şâir, milletine sesleniyor: ArkadaÅŸ, yurduma karşı yapılan bu alçakça, namussuzca, ÅŸerefsizce saldırıya karşı gövdeni siper et. Sakın ha mücadeleden vazgeçme. Hakk’ın sana vadettiÄŸi günÂler mutlaka gelecektir. Belki yarın, belki yarından da yakın.
ALTINCI KITANIN AÇIKLAMASI:
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Milletine seslenmeye devam ediyor: “Bak” diyor, bu toprakÂlar var ya, bu topraklar, hani her gün üzerine bastığın, sıradan bir toprak deÄŸildir. Bu topraklar altında, binlerce ÅŸehit kefensiz olaÂrak yatmaktadır. Sen ki, bu ÅŸehitlerin evladı olarak, sana dünyalaÂrı dahi verseler, bu cennet vatanından asla vazgeçmeyeceÄŸini de sakın unutma.
SÖZLÜK
Haya : Ar, namus, ÅŸeref, utanma, edep, terbiye
YEDİNCİ KIT’ANIN AÇIKLAMASI:
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Yine milletine sesleniyor: Vatanım, her karış toprağından ÅŸeÂhit kanı fışkıran cennet gibi bir ülkedir. Allah, benim canımı, sevÂdiklerimi, neyim var neyim yoksa hepsini alsın razıyım. Yeter ki beni bu cennet vatanımdan ayrı düşürmesin.
SEKİZİNCİ KITANIN AÇIKLAMASI:
Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar -ki ÅŸahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
Mehmet Akif Ersoy, burada Allah’a sesleniyor. Vatanımın camilerinde okuÂnan ezanlar, bu milletin senin yolunda olduÄŸunun en açık deliliÂdir. Ezanlar bunun ÅŸahididir. Onun İçin, senin yolunda olan bir kulun olarak, Allah’ım, tüm ruhumla ve bedenimle senden ÅŸunu diliyorum: Bu mabetlere yabancı eli deÄŸmesin.
SÖZLÜK
Şühedâ : Şehitler, şehitlerin kanı.
Hûda : Allah, Tanrı.
Cüda : Ayrı.
DOKUZUNCU KIT’ANIN AÇIKLAMASI:
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerihamdan, ilâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
İşte o zaman, yani mabedimin göğsüne yabana eli deÄŸmediÄŸi zaman, ÅŸayet, ölmüşsem ve mezarımın başında bir taşım varsa, o taÅŸ sana şükranla, huzurla dolu olarak bin kere secde eder. Bu secde etme esnasında, Allah’ım, her yaramdan kanlı yaÅŸlar boÅŸaÂnır. Ve yine o zaman cesedim, bir ruh gibi fışkırarak göğe çıkar ve belki de başım arÅŸa deÄŸer.
ONUNCU KIT’ÂNIN AÇIKLAMASI:
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Bu son bölümde, ÅŸair artık söyleyeceÄŸini söylemiÅŸ ve rahatÂlamıştır. Bu rahatlığı, Allah’ına ve milletine olan inancından kayÂnaklanmaktadır. Bu rahatlıkla, gayet emin bir ÅŸekilde, bayraÄŸa seslenmekte ve dökülen bütün kanlarının helal olduÄŸunu Türk Bayrağını ve Türk ırkını, sonsuza kadar, köleleÅŸtirmenin mümkün olamayacağını, çünkü ezelden beri hür yaÅŸamış bayrağın ebediÂyette de hür olmayı zaten hak etmiÅŸ olduÄŸunu ve yine Hakk’tan baÅŸka bir ilâhı olmayan Türk milletinin de bağımsızlığının en doÄŸal hakkı olduÄŸunu anlatmaktadır. Bu ÅŸiir Türk edebiyatının ÅŸaheser ÅŸiirlerinin başında gelmektedir. Genel anlamıyla istiklal marşımızda yok olmak üzere olan bir milletin yeniden ayaklanmasını anlatmaktadır.
| En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun |


Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
>