EVVEL ZAMAN İÇİNDE

18 Mart 2008 tarihinde tarafından eklendi.

EVVEL ZAMAN İÇİNDE (MASAL)

(Kitapta “Uç Elma”, ‘Sedef Bacı”, “Gelincik Günü”, “Hamur Bebek”, “Tasa Kuşu”, “Köse Dağı”, “Ak Gün, Kara Gün” ve “Perili El” isimlerinde 8 masal yer al­maktadır.)

ÜÇ ELMA:
Bir varmış, bir yokmuş, develer tellal iken, pireler berber i-ken, ben anamın beşiğin tıngır mıngır sallar iken bir memleketin birinde, iyiler iyisi bir padişah varmış. Her şeyi varmış, ama hiç çocuğu yokmuş. Yaşı ilerledikçe, bu yüzden kederi artıyormuş…
Bir gün akıllı bir pir-i fani, padişahın derdini öğrendikten sonra, “kolayı var” demiş. “Siz şimdi bir bahçe yaptırın, içinde güller, çiçekler, havuzlar, daha neler neler olsun”…Padişah, bir bahçe yaptırdı ki dillere destan . Ama gel gelelim, ne evlat var ne de bir müjdeli haber…Bu sefer de kafası iyice bozulur ve başlar bahçeyi dağıtmaya…Ezer, çiğner, dağıtır. Hanımı güç bela, yalvar yakar durdurabilmiş. Zaten hanımı, bahçe yapıldığı günden beri bahçeden çıkmazmış. Ağaçlarla, konuşurmuş. Bu hallere daya­namayan yaşlı bir elma ağacı dile gelmiş: “Benim filizlerimden al, dik. Bir gün sana elma verir. Yarısını sen ye, yarısını da padişaha ye­dir.” demiş.
Kadın filizi dikmiş, fidan olmuş, ağaç olmuş. Yedi yıl geçmiş, bir elma vermiş. Elma da elma hani; bir yanı al, bir yanı beyaz. Kadıncık durur mu? Almış elmayı, bölmüş elmayı. Yarısını ken­disi yemiş, yarısını da padişaha yedirmiş. Aradan geçmiş dokuz ay, on gün, Nur topu gibi bir oğulları olmuş..
Kurulmuş meydan, çalmış davullar… Kırk gün, kırk gece olmuş oyunlar..
Gökten uç elma düştü… Kimin ne muradı varsa onun başı­na…

3. MASAL:

GELİNCİK GÜNÜ

Bir varmış, bir yokmuş. Bir bey varmış. Beyin de kapılara, bacalara sığmayan bir oğlu varmış. Gezermiş, tozarmış. Bir gün, sesi soluğu kesilmiş, evinden çıkmaz olmuş. Beyi almış bir dert. Çare yok. Bey oğlu evden çıkmaz, kimseyle konuşmaz…
Aradan uzunca zaman geçmiş. Bir yaşlı kadın beyin evinin önünde dolanıp dururmuş. Bey oğlu dayanamamış, “Canına mı susadın, ne geziyorsun burada?” diye bağırmış. Kadın ağlayarak anlatmış. “Ah, oğul ah. Benim bir oğlum var, zincir zapt etmez. Bir türlü söz dinlemez. Dediler ki, dünyaya küskün birim bulacaksın, dama­rından yedi damla kan alacaksın, yedi sabah da bal şerbetine katıp içİrir-sen oğluna, dizini kırar da dizinin dibinde oturur.”
“Benim hayata küskün olduğumu nereden biliyorsun?” “Şayet küskün olmazsan, dünya alemin bir araya geldiği, bu gelin­cik gününde, böyle bir kenarda oturur musun? ”
Meğer bey oğlu bir gün, bir pınarın başında uyuyakalmış i-ken, rüyasında gördüğü bir peri kızı yüzünden dünyalara küs­memiş mi? İçine bir ümit düşmüş, gelincik gününde sevdiğimi görürüm diye.
Yaşlı kadın, beyin yanına koşmuş. Müjdemi isterim, oğlunu­zu konuşturdum, diye. Bey ücretini vermiş, kadım savmış. Baş­lamış oğlunun bu sevda derdinin çaresini aramaya. “Gelincik bağı­na katılan herkes, oğlumun önünden geçecek” diye ferman çıkarmış.
Yığın yığın insan, gelmiş geçmiş. Bey oğlu, bir tane yoksul bir kızın üstüne mendilini atmış.. .Sonrası düğün dernek.
İşte o günden beri, kısmetini arayanlar “gelincik günü”nü beklerlermiş…

5. MASAL:

TASA KUŞU

Bir varmış, bir yokmuş. Bir Sülün Kız varmış. Babası ölmüş. Anası ile kalmış. Kızı, nasıl geçiniriz diye bir tasa almış. Anası demiş: “Ben çuha dokurum, sen gergef işlersin, geçinip gideriz.” Öyle yapmışlar. Bağ bahçe sahibi olmuşlar. Kız yine tasalanmış. “Da­ğımızı yel alırsa, bağımızı el alırsa” diye. Anası nice öğütler vermişse de boşa. Kendini avareliğe vermiş. Tasa Kuşu zaten fırsat kolluyormuş. Almış onu kollan arasına…
Kız bir bakmış ki cennetten bir köşe içinde. Her yer güllük, gülistanlık. Bülbül öter, ardından keklik öter…Kız yine tasalan­mış, “Niye bin gözüm, niye bin kulağım yok, niye hepsim birden göremiyorum, duyamıyorum” . diye. O an bütün kuşların dili sus­muş, pınarların suyu kesilmiş. Tasa kuşu dalga geçmiş: “Avare kız, avare kız. Tasa dediğin öyle olmaz, böyle olur. Geçti gül, geçti geçti bülbül, ister ağla ister gül…” demiş. Kız perişan olmuş, açlık da başına vurmuş. El uzattığı ağaçlar meyve vermez olmuş. Su içmek istediği pınarlar su vermez olmuş.
Tasa Kuşu, yapacağını yapmış, edeceğini etmiş, uçmuş git­miş bir başka avarenin başına konmaya…Kız bunu görünce de­rinden bir “ohhh” çekmiş. …Bir ak saçlı dede ortaya çıkıp demiş ki, “Dile benden ne dilersen…” “Anamı isterim, anamı” demiş kız. Yummuş gözünü, açmış. Bir de bakmış ki anasının dizinin dibin­de…

O günden beri, tatlı dilli, güler yüzlü olmuş. Kısmeti de açılmış, evlenmiş. Kırk gün, kırk gece düğün etmiş..Mutlu mutlu yaşamışlar…

8. MASAL:

PERİLİ EL
Bir varmış, bir yokmuş. Bir evin, çok güzel bir kızı varmış. Anası, babası kızlarına gül gibi bakarlarmış. Bİr gün ecel gelmiş, ikisini de almış. Kız kalmış yalnız başına. Bak şu Allah’ın işine..
Kısmeti çıkmış, ağzı var dili yok, sessiz sakin biriyle evlen­miş. Lakin, ev işi bilmez, el işi bilmez bîr kız olduğu için, her tara­fı pislik götürmeye başlamış.
Konu komşu, elini ayağını çekmiş. Adamcağız, dayanmış da dayanmış. Kız da bu hallere çok üzülüyormuş, ama bilmediği için, hiçbir şey de yapamıyormuş. Her gün Allah’a yalvarıyormuş, “derdime bir çare” diye. Bir gün, nur yüzlü bir hatuncuk kapısına gelmiş, “senin annen çok iyi bir kadındı, herkese iyilikler etti, bu yüzden ben sana on tane hizmetçi peri getirdim, her biri bir par­mağında saklanacak, hangi parmağını oynatırsan, o hizmetini yapacak” demiş ve kaybolmuş. Kız inanamamış önce. Sonra, de­nemeye karar vermiş. Bir de ne görsün, on tane peri kızı birden hizmete başlamasın mı?
Peri kızları evi tertemiz yapmışlar, çeşit çeşit yemekleri pişi­rip, masalara dizmişler. Akşam kocası gelince, bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın gitsin… O günden sonra, dirlik düzenlik İle mesut, bahtiyar yaşayıp gitmişler…

Etiketler:

Yorumlar

  1. çağla diyor ki:

    ya ben bu sayfayı kaç saatten beri arıyorum allah bana yardım etti ki buldum yoksa bulamazdım yani allah herkeze yardım etsin

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Lirik Şiir