adderall

TİRYAKI SÖZLERİ

KONUSU: Hayat, sadece kendi yaÅŸadıklarımız olsa idi, pek bir anlam ifade etmezdi. Bizim dışımızda yaÅŸayan milyarlarca insan ve sayısız nesne vardır. Bunların gözlemlenmesi, tecrübe birikiminin aktarılması bir iletiÅŸim ve paylaÅŸma olayıdır. Cenap Sahabettin, Türk düşünce ve edebiyat dünyasında i-sim yapmış bir kiÅŸi olarak, birikimlerini diÄŸer insanlarla paylaş­mak için, bu kitabı yazmıştır. Burada, özdeyiÅŸ diye nitelendirdiÄŸi­miz sözlerin, belki bir kısmı baÅŸkaları tarafından yazılmış olup, yazar tarafından beÄŸenİldiÄŸi için bizlere aktarılmak istenmiÅŸtir. Bir kısmı ise, y t arın kendi hayatının özümlenmesi olarak bizlere naklettiÄŸi sözlerdir. Bir bütün olarak ele aldığımızda, günlük hayatımıza yön ve­recek her türlü özdeyiÅŸi bu kitapta bulabiliriz. Kitaptaki sözlerin tamamını ele alıp, yorumlamak mümkün deÄŸildir. Bu nedenle içinden bir seçki yapmaya çalışarak, sizlere sunmanın gayreti İçerisinde olduÄŸumuzu belirtelim. Åžimdi sözlere geçelim: “Pek çok adamların benden çok fikirleri vardır, fakat benimkiler az çok bir İşe yaramak ümidiyle ortaya çıkarken, onların ki tenbel tenbel evlerinde kapalı oturuyorlar.” Yani, insanları sunulmayan ve pratikte kullanılmayan fikir, boÅŸ bir hayalden ibarettir. “Ne bütün varını yeyip ölmüş vardır, ne her fikrini söyleyip susmuÅŸ. Bu dünyada, ne söylenecek söz biter, ne de yenilecek mal. Bu nedenle her ölüp giden, mutlaka bir ÅŸeyleri yarım bırakmıştır.

“Güzelfikir ihtiyarlamaz.”
İhtiyarlamadığı için, ölmez de. Örneğin bir Mevlâna, bir Yu­nus dünya durdukça insanlar tarafından hatırlanmayacaklar mı?

“BoÅŸ mide haykırır, derler. Biz de ilâve edelim: Dolu ağızların sesi çıkmaz.”
İnsanlığa karşı yapılan haksızlıklara ses çıkarmayanlar, bu haksızlık nedeniyle cebini ve midesini dolduranlardır.
“Derin yoksulluk gibi, büyük zenginlik de güzel hislerin geliÅŸme*
ne engeldir.”
Yoksul, çaresiz ve imkânsız olduğu; zengin ise karnı tok, sırlı pek olduğu için gerek duymadığından, her ikisi de, iyi ve güzel duygular ortaya koyamazlar.

“Fenalığımızı kendimiz suistimâl ederiz; iyiliÄŸimizi baÅŸkaları suistimâl ederler.”
Kötü yanlarımızı kendimiz; iyi yanlarımızı da başkaları, S kendi çıkarları için kullanırlar.

“Talih bile deve gibidir; önüne bir eÅŸek düşmedikçe istediÄŸiniz tarafa yürümez.”

İnsanın şansının kendisine yardımcı olması için insanın kendisinin de biraz çaba göstermesi gerekmektedir.

“Yüksekfikirlere hizmetkar olmayan, hakkı ile âmir olamaz.” BaÅŸkalarını yönetenler, iyi ve doÄŸru fikirlerin sahibi ve uygu­layıcısı deÄŸillerse, yanlış yönetirler.

“Ancak cücelerdir ki küçüldüklerini hissetmezler.”
Onurlu ve gururlu insanlar, küçük düşmemek ve küçülmemek için, her adımlarını dikkatli atmalıdırlar.

“İyi giyin ama dikkat et kİ kostümün senden üstün olmasın.” Her insanın kendi yaÅŸam koÅŸullarına uygun bir giyim tarzı olmalıdır.

“Fikren emir olamazsan esir olursun. İkisinin ortası yoktur.”
İnsan, kendi hayatına yön verecek fikirleri üretemezse, haliy­le, başkasının ürettiği fikirlerle yaşamını sürdürmek zorunda kalacaktır. Bu toplumlar, milletler ve devletler için de geçerlidir.
“Fırtınagecelerinde nakış iÅŸlenmez.”
Olağanüstü dönemlerde, bir şeyin hakkı ile yapılıp yapılma­dığı aranmaz. Örneğin, deprem olmuş, ekmekler iyi kızarmamış, kimse neden bu ekmek böyle olmuş diyemez. Ancak, ortalık süt liman ve her şey yerli yerinde ise, o zaman yapılan her işin hakkı ve kuralı ile yapılmasını istemek herkesin hakkıdır.

“Sürüden ayrılanı sürü sevmez”
Kendi içlerinden birisinin, kendilerinden daha üstün bir yere gitmesi çoğunlukla kıskançlığa sebep olur.

“İstibdad her tembel milletin kürek cezasıdır.”
Çalışkanlığın olduğu yerde, üretim artar. Üretim arttıkça, üretimin gelişmesinin önündeki engeller, bizzat üretimde yer alan güçler tarafından mücadele edilerek kaldırılır. Haliyle, bu halkın kendi kendini yönettiği cumhuriyet ve demokrasi idaresi ile neti­celenir. Aksi mi? Dünyaya bakın ve görün.

“Avam en az anladığına, en ziyade kuvvetle inanır.” Halk, ne kadar bilinçsiz olursa, o kadar kör inanç sahibi olur. Bu da toplumların, sürü gibi yanlış fikirlerin peÅŸinde gitmesine yol açar. Ancak, bilinç düzeyi arttıkça, insanlar inandıklarının ve savunduklarının iç yüzünü daha İyi görürler.

“Teb’asımn tepesine her hükümet kılıç asar: İyi hükümetler onlar­dır ki astıkları kılıcı hissettirmezler.”
Hiçbir hükümet ya da devlet, halkını başı boş bırakmaz. An­cak, kendine güvenen ve akılılı yönetimler, bunu fazla hissettir­mezler.

“Hüküm, hükümdarın da olsa hak teb’anındtr, çünkü hükümdar her hakkını teb’anın kuvvetinden alır.” Halkın vicdanı ile hak ve isteÄŸine baÄŸlı olan yöneticiler, ko­lay kolay yıkılmazlar.

“Yoksulluk rüzgârı her tozdan evvel fazileti süpürür.”
Yoksulluğun olduğu yerde; namus, şeref, onur, erdem fazla barınamaz. Yokluk, mertliği bozar.
“Hakikati güneÅŸe benzetirler; doÄŸrudur. Gözlerimizi yaralar korku­su ile çoÄŸuna bakamayız.
Gerçeğin yüzüne ancak, sonucuna katlanabilenler, bakabilir­ler.

“Elinden geleni yapmadığın müddetçe umduÄŸunu bulamadığın­dan ÅŸikayette haksızsın.” Her ne iÅŸ olursa olsun, insan elinden geleni yapacak; sonra neticesini bekleyecektir.

“Ehliyetin kuvvetli bacaktan vardır, emin adımlarla yürür. Fakat ancak dahiliktir ki kanatlıdır ve uçabilir.”
Ancak, yetenekli ve dahi olanlar zirveyi yakalayabilirler.
â–  â– 
“Köhne fikirler, paslanmış çivilere benzer: Söküp atmak çok güç­tür. ”
İnsanlara yeni fikirleri benimsetmek çok zordur. Peygamber­lerin ilk dönemlerdeki yaşadıklarına bakmak, yeterli örnektir.
“Hürriyeti suistimal eden ona layık olmadığını itiraf ediyor de­mektir. ”
Başkasının Özgürlüğünün başladığı yerde, bir diğerinin öz­gürlüğü biter. Bunu uygulamayan, kendisine uygulanmasını da beklememelidir.

“Hakikat güneÅŸini örten bulutların en kesifi menfaattir.”
Şahsi çıkarlar, gerçeklerin görülmesinin Önünde öyle bir bu­lut kümesi oluşturur kî, gerçek bir türlü görülmez.
â–  â– 
“Hakkı kuvvetlendiremeyenlerdır ki kuvvete hak derler.” Bugün, Irak’taki İşgalci ABD’ye, “Haklı” diyenler yok mu?

“MeÅŸe gölgesinde filizlenen yosunlardan çoÄŸu kendilerini meÅŸe fi­danı sanırlar.”
Kendileri küçük olmalarına rağmen, bir büyüğün sayesinde ayakta duranlar, zamanla kendilerinin de büyük olduğunu zan­nedebilirler.

“İnÅŸallah eken, maÅŸallah biçer ”
Lafla iş olmaz. Gayret göstermek gerekir.
“Kalp söze baÅŸlayınca akıl sağır olur.”
Duygularımızla hareket ettiğimiz vakit, aklımızı geri plana iteriz.

“Hakiki hürriyet yüksek fikirlere esir olmaktır.”
Yanlış fikrin efendisi olmaktansa, doğru fikrin kölesi olmak tercih edilir.

“KokmuÅŸ yumurtayı ezen kokusuna dayanmalı.” Pis iÅŸlerle uÄŸraÅŸanlar, uÄŸrayacakları cezalara da razı olmalı­dırlar.
â– 
“Kösemensiz (koçsuz) sürüde her koyun kösemen(koç) kesilir.” Aile ve toplum; ya da toplumun her hangi bir kesimi, ÅŸayet sorumluluk sahibi bir yönetici ya da yönetici grubu tarafından yönetilmediÄŸi vakit, her kafadan bir ses çıkar, herkes bir tarafa çeker. O zaman da seyreyle gümbürtüyü.
â–  â– 
“İnsan için en büyük kuvvet kendisim olduÄŸu gibi görebilmektir.”
İnsan, yapabileceği ve yapamayacağı işleri iyi tespit ederse, hayatta her zaman başarı kazanır. Aksi halde ise sırtı yerden kalkmaz.

“Zeki adam kitaptan bir hayat hissesi ve hayattan bir kitap hissesi alır.”
Hayat bir bütünü ile, ders alacağımız örnekleri her gün ö-nümüze birkaç defa getirir. Ancak, zeki ve akıllı insanlar, dersi çabuk öğrenirler.
â–  â– 
“Bazılarını rütbe ve niÅŸan yükseltir; bazıları da rütbe ve niÅŸanı alçaltır.”
Layık olmadıkları halde, çeşitli makam (mevki ve koltukları) işgal edenler yüzünden, ne yazık ki, o makamlar aşağı seviyeye düşer.

“Bazısının eli verir, gönlü vermez; bazısının da gönlü, verir, eli vermez: İkisi de hasisliktir.”
Bir şeyi verirken, el ile gönül birbiri ile uyum içerisinde de­ğilse, verilen şeyin hiçbir kıymeti kalmaz.

“Havasiüstün kimseler) beÄŸendikçe alkışlar; avam alkışladıkça be­ğenir. ”
İnsanların kavrayışları, bilinç düzeyleri ile bağlantılıdır. Bi­linçli insan, güzel bir şeyin farkına varır, hoşuna gider, hoşuna gittiği için de bunu çeşitli yollarla belli eder. Ancak, bilinçsiz İn­sanlar önce alkışlar; sonra da alkışladığı için hoşuna gittiğini zan­neder. (Bugünkü televizyon programlarının büyük bîr çoğunluğunu izlediğimizde -şayet izlemeye katlanabilirsek- bu gerçeği yalın bir şekilde görürüz.)

“İnsan kendi mevkiini dostlarının gösterdikleri nokta ile düşmanla­rının gösterdiÄŸi nokta arasında aramalıdır.”
Dostun seni, olduğundan fazla gösterir. Düşmanın ise alçalttıkça alçaltmaya çalışır. Sen ortasını bul.

“Mürebbi yüz vermeksizin mükâfat ve kalp kırmaksızın mücazaat etmeli.”
Eğitimciler, insanları ödüllendirirken şımartmamah; ceza­landırırken de onur kinci davranmamalıdır.

“En feyizli(verimli) rahmet ahn teridir.”
Yağmur yağmayan tarlada ekin olmaz. İnsanın yağmuru, döktüğü alın teridir. En fazla verim, alın teri yağmuru ile alınır.

â–  â– 

“Hafıza, dimağımızın kumbarasıdır.”
Kumbara da para birikir. Beynimizde de bilgiler. Ancak, in­sanın hafızası kuvvetli değilse, hiçbir bilgi biriktiremez.
“Başını semaya çarpmaktan sadece cüceler korkar.” Küçük insanların, hedefleri de küçük olur. Büyük İnsanlar, büyük hedefleri Önlerine koyar ve o yolda yürümeye gayret eder­ler.

“DiÅŸime gelen, iÅŸime gelir. İşte ekseriyetin düsturu.”
Çoğunluğun yaşam ilkesi, çıkarına gelen şeylere evet demek­tir. Varsın, başkasına ne olursa olsun.

En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun
E-posta:

Etiketler:

11 Nisan 2008, 02:08 tarihinde Kitap Özetleri, Yüz Temel Eser Özetleri kategorisinde yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak istiyorsanız RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

>